29 Nisan 2010 Perşembe
27 Nisan 2010 Salı
:))
benim canım bloğum:)beni çok özledin biliyorum ama az kaldı kavuşmamıza yarından sonra seninleyim.güneş,odtü,sen,ben bide içimdeki kelebekler:))
15 Nisan 2010 Perşembe
...
seni severdim hüznüm koynumda,seni severdim hem uyanık hem uykumda,
seni severdim ve sana rağmen yine severdim...
seni severdim ve sana rağmen yine severdim...
Gülümse hadi gülümse :)
Gül benizli sevgiliyi boynundan öpmenin tadına hasret uyanışlardan birinde,baharı beklemekteyim,özlemekteyim,istemekteyim:)Ders çalışmam gerekirken içimdeki kasvete yol verircesine gülümsemenin hakkını vererek gülümsüyorum.Güneş bana güldükçe ben ona daha çok gülüyorum içimdeki karanlıkları görmezden gelircesine...Biri bana anlatabilir mi çaresizlikteki çaresizliği,ondaki gözyaşlarının masumiyetini ben inatla bilmemek isterken o bana inatla anlatsın olmaz mı???Ölümün en güzeli değil midir uykuda gelen sorarım size,o yüzden ben uykumda gelen ölüm tadında koşuyorum kendime bide civilization sınavıma:D yokluğundan daha fazlası ne olabilir ki demekten alıkoyamazken kendimi en büyük yokluğun kendimden vazgeçişte olduğunu görmekteyim,bilmekteyim,hissetmekteyim:P inadına gülmek varken inadına ağlamanın nedensizliğine mi yoksa inadımdan vazgeçişimdeki çaresizliğimemi yanayım bilemez haldeyim ey insanlık...Şimdi ben kendimdeki kendimin keşfine doyum olunamaz bi halde kendime bide West'ime yol almaktayım.Yeryüzünün en güzel,en sıcak ama en uzak noktasına kocaman bi gülümseme en umursamaz yarınımla beraber ;)
;)
14 Nisan 2010 Çarşamba
13 Nisan 2010 Salı
12 Nisan 2010 Pazartesi
son kez...
Atmaya kıyamadığım son adımlarımdan biri için mi bu iç yakarışlar anlatsın biri bana nolur:S tutmak isteyenlere bu kadar mı uzak olur satılık kalpler...bazen farkındalığa şükrederken bazen can yakışlarına katlanamıyorum.Biliyorum aslında bu yürek ne ister ama bazen ona laf anlatamıyorum,zoruma gitmiyor değil nafile çabaların doğurduğu benle yüzleşmek ama keşke engel olabilsem,keşke becerebilsem diyorum.Kimsenin ben olmadığı hiç kimselerin benimle yüzleşemediği anlardan birinde yazıyorum bu satırları ojeli tırnaklarımla:)) keşke tırnaklarımı örttüğüm gibi örtebilseydim bazı şeyleride böyle pembiş pembiş boyanabilseydi onlarda,keşke kendime yaklaşmaktan bu kadar kormasaydım da yoluma çıkanlara değil yolun sonuna varsaydım...Bilinmezlerle dolu bi geceden yüreğime sesleniyorum: -sus artık!uslandır beni.
9 Nisan 2010 Cuma
Üstü Kalsın!!!
Üstü kalsın istemem artık...Benden gidenlerin tutsaydım hesabını matemetiğe meftun olurdum:) arkama bakmadan attığım her adımda daha bir yaklaşır oldum kendime,yarın hep yarın olarak kalacağı için özel bugünse ellerimden hemen kayıp gittiği için çaresiz!!!Kim derdi ki dün koyup gider seni merak etme o zaten koyup gidemedi ama ben yarına yol alalı çok oldu.O değil ben onu eskittim hemencecik:D bu sefer...Belki acımasız gözümü açtığım her yarının bi anda bitip tükenmesine seyirci kalmam ama yenisi geliyooo,yarın neler getiriyooo bilmeden uyanışlarım yarına kim bilir içinde neler gizliyooo,değmez mi bütün bunlara bence değer:))
İçimde bi kıpırtı var hayrola ;))
İçimde bi kıpırtı var hayrola ;))
8 Nisan 2010 Perşembe
rönesans ve ben :)
Sorarım size ey insanlık,düşünün bişey ortaya çıksın ki kum saati misali herşey tersine aksın bu ne güç,ne büyük bi lütuf...Bi kelime düşünün ki ölümsüzlükten bile ölümsüz olsun.Ben ve essay'im kısa bi süre önce başladığımız güzel,tutkulu ve yaklaşık 10 sayfalık unutulmaz yolculuğumuzun başlarında olmamıza rağmen derin bi kuyu içinde bulduk kendimizi:)Vay be dedim ne güzel bişi olsa gerek 'Rönesans' olmak nelere gebe olmuş şu dünya denen şey ama böylesine az rastlarız.İnsanlara aşkı,nefreti,kendini,gördüğü ve göremediği herşeyi dilediğince anlatma şansı vermiş kimisi oymuş taşı,kimisi görkemi kendinin bile kanını donduran binalara sığdırmış ellerini,kıskandım mı evet kıskandım:DSeçme şansın olmadan yaşadığın kaderlerden biride bu işte ister istemez bugün bile yaşıyoruz onu...Bide dönüp kendimize bakalım bırakın başkalarını kendi hayatımızın mimarı,şairi,ressamı olmaktan aciz hale gelir olduk.Elimiz gitmez oldu içine girmek istediğimiz tabloya bi fırça darbesi vurmaya,inşa edemez olduk aşkın,korkunun,özlemin kulelerini,biz ezberler olduk önümüze koyulanları kendimiz için bi dize yazmaktan aciz bi yürekle...Olamadık mı 'Rönesans'ı en azından kendi hayatımızın galiba olamadık ama tutsak bi yüreğimizin elinden kim bilir nereye götürücek bizi içindeki en çocuk sevinçlerle kim bilir neler biriktirmiş ıssız odalarında kimselere demeye kıyamadığı...O zaman olsak ya biraz kendimizin 'Rönesans'ı koşsak ya kendimize hiç düşünmeden!Bekle beni Rönesans sana geliyorum :D
7 Nisan 2010 Çarşamba
Ne desem inanırsın?
en kolayı sırtını dönüp gitmekken yapamazsın dimi...kimselere diyemesende kendinle başın belada,fildişi kulenden selamladığın halkının seni sağır eden yalakalıkları şöyle dursun kendi iç sesin sağır etmez mi kulaklarını hadi sustur!sadece altındakilere bakarak ne kaadaaaar büyük olduğunun sarhoşluğuyla kendinden geçerken gölgesinde kaybolduklarınada benden sevgiler:)
NE MUTLU BEŞİKTAŞ'LIYIM DİYENE!
Bir düş kurup da açsaydım gözlerimi hayata ancak bu kadar benzerini düşleyebilirdim. Mutluluğu düşleyerek daldığımız uykulardaki rüyamızdı bizim aşkımız, sevdamız, formamız... Biz, bize öğretileni değil layık olanı sevmeyi seçtik, ezberletilen cümleler değildi dudaklardan dökülen, yüreğimizden gelenlerle inlettik mabedimizi, sağır ettik kulakları… Yolumuzda yürüdük omuz omuza siyah-beyaz yüreklerle. Ardına düştüklerimiz vardı elbet bize dosdoğru nasıl olunur gösterenler, sadece goller atılınca sevinmeyi bilmedik biz. Maçtan sonra formayı çıkarmakla bitmezdi Beşiktaşlılık zaten sadece takım değildi ki bu. Böyle öğrenmedik, böyle sevmedik, kimseye benzemedik, kimse olmadık kimselerde olamadı bizim gibi.
En yakın akrabaları olduk Vedat OKYAR’ ın, çok büyük bir şerefti bu her birimiz için… Mücadeleyi öğretti bize kanseri yenerek Kazım KANAT neler paylaşmadık ki koskoca yüreklerimizde… Yaşlı gözlerle yaşanılan vedalarda kaldı yürekler, geride bırakılan onca güzelliklere rağmen boğazımızda bir yumru oldu kelimeler. ‘Biliyorum ki ben sizler için umudun umuduyum.’ diyerek herkes onun gibi göğüs gersin istedi Kazım KANAT kansere karşı, yenilmedi yenilmek nedir bilmedi ki o, bir gün bizi sessizce koyup gidene dek… Ardında bıraktıklarının içimizde bir yerlerde kapladıkları kocaman yerler, yüzümüzde oluşan gülümseyiş ve onlardan öğrendiklerimizle daha bir sağlam adımlar atıyoruz hayatta… Ne mutlu ki biz Beşiktaşlılığı cümleler kurarak anlatanlardan değil yaşayarak bize gösterenlerden öğrenebildik. Öyle bir sevgisi, saygısı vardı ki Beşiktaş formasına, onu giydiği her anında yakıştı Siyah-Beyaz’a. Yine böyle maçlardan birinde hakemin tartışmalı bir pozisyon sonrasında yanına gidip “Tekme attın mı?” diye sorması üzerine, “Evet” diye cevap vererek sahayı terk etmek zorunda kalmasının açıklamasını şöyle yapardı Vedat Abi: “Hakeme Beşiktaş formasıyla yalan mı söyleyecektim utanmadan?”... dedi ‘Büyük Kaptan’ .
Tuttuğum dilekler tadında uyandığım sabahlardan birinde bir düş kurdum ben kahramanlarımda oldu elbette onlardan ikisine veda etmek zorunda kaldık, içimizden yüreklerden kopup gitti bir şeyler, yaşlı gözlerle bakakaldık arkalarından ama hala birlikte yaşıyoruz bize bıraktıklarını hala beraberimizce her anımızda taşıyoruz. Siz olduğunuz yerde rahat uyuyun diye biz her gün Beşiktaşlılığımızla daha bir gurur duyuyoruz. Sen rahat uyu diye ‘Büyük Kaptan’ biz daha bir kenetleniyoruz artık, sen rahat uyu Kazım Abi biz dimdik durup mücadeleye devam ediyoruz. Dediğin gibi ‘Beşiktaş’ın rakibi Beşiktaş’tır.’ Biliyoruz.
Ne mutlu aynı aşkı yüreklerde paylaşabilmeye, ne mutlu Beşiktaşlılığı sizin gibi yaşayabilmeye…
Didem KANDİL
En yakın akrabaları olduk Vedat OKYAR’ ın, çok büyük bir şerefti bu her birimiz için… Mücadeleyi öğretti bize kanseri yenerek Kazım KANAT neler paylaşmadık ki koskoca yüreklerimizde… Yaşlı gözlerle yaşanılan vedalarda kaldı yürekler, geride bırakılan onca güzelliklere rağmen boğazımızda bir yumru oldu kelimeler. ‘Biliyorum ki ben sizler için umudun umuduyum.’ diyerek herkes onun gibi göğüs gersin istedi Kazım KANAT kansere karşı, yenilmedi yenilmek nedir bilmedi ki o, bir gün bizi sessizce koyup gidene dek… Ardında bıraktıklarının içimizde bir yerlerde kapladıkları kocaman yerler, yüzümüzde oluşan gülümseyiş ve onlardan öğrendiklerimizle daha bir sağlam adımlar atıyoruz hayatta… Ne mutlu ki biz Beşiktaşlılığı cümleler kurarak anlatanlardan değil yaşayarak bize gösterenlerden öğrenebildik. Öyle bir sevgisi, saygısı vardı ki Beşiktaş formasına, onu giydiği her anında yakıştı Siyah-Beyaz’a. Yine böyle maçlardan birinde hakemin tartışmalı bir pozisyon sonrasında yanına gidip “Tekme attın mı?” diye sorması üzerine, “Evet” diye cevap vererek sahayı terk etmek zorunda kalmasının açıklamasını şöyle yapardı Vedat Abi: “Hakeme Beşiktaş formasıyla yalan mı söyleyecektim utanmadan?”... dedi ‘Büyük Kaptan’ .
Tuttuğum dilekler tadında uyandığım sabahlardan birinde bir düş kurdum ben kahramanlarımda oldu elbette onlardan ikisine veda etmek zorunda kaldık, içimizden yüreklerden kopup gitti bir şeyler, yaşlı gözlerle bakakaldık arkalarından ama hala birlikte yaşıyoruz bize bıraktıklarını hala beraberimizce her anımızda taşıyoruz. Siz olduğunuz yerde rahat uyuyun diye biz her gün Beşiktaşlılığımızla daha bir gurur duyuyoruz. Sen rahat uyu diye ‘Büyük Kaptan’ biz daha bir kenetleniyoruz artık, sen rahat uyu Kazım Abi biz dimdik durup mücadeleye devam ediyoruz. Dediğin gibi ‘Beşiktaş’ın rakibi Beşiktaş’tır.’ Biliyoruz.
Ne mutlu aynı aşkı yüreklerde paylaşabilmeye, ne mutlu Beşiktaşlılığı sizin gibi yaşayabilmeye…
Didem KANDİL
belki bi gün...
sanki bi gün ben yine aynı şeyleri düşünüyor mu olacağım diye nafile düşünüşlerimin ne kadarda boş olduğunu bilircesine yüzümde oluşan gülümseyişle merhaba:)belki bi gün evet belki bi gün bizde,bize düşen payımızı alırız mutluluktan ne dersin Sayın:Ferdifer:D ne kadar da kolay incinir olduk sahteleşen her duyguyla artık gerçeğe hasret sabahlara açılan gözlerimizde kalmadı mı yoksa bi umut...neyse umut fakirin ekmeğiymiş öle dediler bugün:))bari ruhumuzu doyurcak bi parçası kalsın bize yalanlardan...uzuuuun bi süreden sonra ilk kez bu kadar huzur dolu uykularım,uyanışlarım ve her zerrem,nedensiz gülümseyişlerimle hergün Duygu'ma bakıyorum:)zar istediğim gibi gelmiyor olabilir ama ben yine,yine ve yine atabiliyorum.son çare gibi gördüğüm kurtuluşlarıma koşmak yerine bana gelmesini bekliyorum yarınımın,en kalabalık yanlızlığıma küs değilim artık ben yalnızlığımdaki o hoş curcunaya vurgunum bu aralar...ve tabiki de 'Siyah'ı ve Beyaz'ıyla kabulüm hayat omuzunda huzur bulduğum pofuduk yanağımla:D heybemde bi dolu yük bedenim dayanır mı bilmem ama yüreğimde hala bi sürü umut yarına koşuyorum ben seni değil sen beni bekliyosun biliyorum,bekle belki bi gün yanında olur ruhum;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



